Japon haberciliğini anlamak için iki yapısal özelliği bilmek gerekir. Birincisi, gazete ile televizyonun iç içe geçmiş olmasıdır: ülkedeki büyük ulusal gazetelerin her biri bir televizyon ağıyla eşleşmiştir. Yomiuri ile NTV, Asahi ile TV Asahi, Mainichi ile TBS, Nikkei ile TV Tokyo, Sankei ile Fuji TV aynı kurumsal ailelerin parçalarıdır. Bu yapı, bir gazetenin yayın çizgisinin doğrudan bir televizyon ağının haber gündemine yansıması anlamına gelir; Japonya'da bir haberin nasıl çerçevelendiğini anlamak için hangi ağın yayımladığını bilmek işe yarar.
İkincisi, kisha kurabu adı verilen basın kulübü sistemidir. Bakanlıklara, polis teşkilatına, büyük şirketlere ve siyasi partilere bağlı bu kulüpler, o kuruma erişimi kulüp üyesi gazetecilerle sınırlar. Sistem, düzenli ve öngörülebilir bir haber akışı sağlar; buna karşılık kulüp dışındaki gazetecilerin, serbest çalışanların ve yabancı basının erişimini kısıtladığı, kurumla gazeteci arasında fazla yakın bir ilişki kurduğu gerekçesiyle uzun süredir eleştirilmektedir. Japon haberciliğinin ölçülü tonu ve kurumsal kaynaklara dayalı yapısı büyük ölçüde bu sistemin ürünüdür.
Kamu yayıncılığı NHK'ya aittir. Kurum, radyo yayınına 1925'te, televizyon yayınına 1953'te başladı ve hanelerden toplanan alım ücretiyle finanse edilir; reklam almaz. NHK'nın afet haberciliği ayrı bir kurumsal kapasitedir: deprem ve tsunami uyarıları yayın akışını anında keser ve kurum bu iş için ülke çapında özel bir altyapı işletir. Depremlerle yaşayan bir ülkede bu, kamu yayıncılığının en somut karşılığıdır.
Yayınlar ilgili yayın kuruluşlarının kendi resmî YouTube kanallarından, YouTube oynatıcısıyla gösterilir; içerik ve haklar o kuruluşlara aittir. Montegre yayın yapmaz, yeniden iletmez. Canlı haber yayınlarında rahatsız edici görüntüler çıkabilir.